Şiirde Anlam Arayışları

1.Şiir,Düşünme Edimi ve Gündelik Hayat
 
     Şiir,gündelik hayata açıklık kazandırabilir.Şiir dediğimiz insan uğraşı,gündelik hayattan ayrı ve bağımsız bir oluşum süreci değil.Bir demirin halkaları gibi iç içe ve bütün.Parçalanmış bir şuurdan bütün bir şuura ulaşmak istiyorsak şiir uğraşına da bütüncül bakmalıyız.
  
      Şiir ve gündelik hayat nasıl birbirinin tamamlayıcısı ve besleyeni ise,düşünme edimi ve zihinsel etkinlikler de birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır.Düşüncenin şiirini yazabilmenin imkanı var mı,ya da ,düşündüklerimizi şiir bütünlüğünde sunabilir miyiz?Eğer sunuyorsak yanlış bir yoldayız demektir.Bunun için nesir(düzyazı)en ideal yazı formudur.Yine de şiir uğraşının sahiciliği,düşünme eyleminin dışında anlamına kavuşamaz.Bizatihi şiir,düşünmeyle(akletme)anlam kazanır.Burada da önemli olan düşünce-davranış bütünlüğünü gözetmektir.Böylece şiir ile düşünce/düşünme edimi arasında çok yakın ve birebir ilişkinin olduğu sonucuna varıyoruz.Bu iki uğraş alanı arasındaki yakınlığa bakarak,şiirde alttan akan bir düşüncenin varlığını yadsımayan bir noktaya varırız.Aynı şekilde şiirin temel bir hükmü,daha doğrusu sağlam bir düşünce temelinin olması gerektiğini düşünebiliriz.Şiir önermelerle yazılmaz,bu doğru.Bu doğruya bir doğru daha eklememiz gerekiyor:Biz bir düşünceyi doğrulamak için şiir yazmayız.Pek yüksek ideallerimiz ,cezbedici tasarımlarımız olabilir.Yine de hakikatin bilgisini sunmaz şiir,hakikate giden yolda hangi anlamlara işaret edilir,şiir bize bunun bilgisini öğretir.Şiir açık açık bağırmaz,işaret eder ve hissettirir.
   
      Şiir yazarak ve okuyarak gündelik hayatın eleştirisini yapabilir,gündelik hayatın daha derin bir mahiyet taşıması için şiire gideriz.Düşünür olmak,düşünceyi düşlemek,düşünceye hayatımızda önemli bir yer açmak ve bunun şiirle olan bağlantısını kavramak için İngiliz edip T.S.Eliot’a kulak verelim:
 
        "Bir büyük yazarın bilgeliğinin en büyük kanıtı,yapıtlarıyla uzun boylu tanıştıktan sonra,şöyle söyleyebilen kimselerin tanıklığıdır:Onunla bir süre birlikte olduktan sonra,ben de kendimi bilge bir kişi gibi duyuyorum.Bilgelik mantık önermelerinden daha derin bir düzeyde iletebileceği için,bilgeliğin iletişimde bütün diller yetersiz kalır;belki bilgeliği iletmeye en yeterli dil şiir dilidir.Büyük bir şairin bilgeliği yapıtlarında saklıdır;bilgeliğin ayırdına varırken kendimiz daha da akıllı oluruz."
 
       Şiir katıksız bir tefekküre dalıştır.Şiirin, bizim en insani yönlerimizi açığa çıkartan işlevinin yanısıra dünyada bulunuşumuza bir anlam verip özümüzün gürleşmesine katkısını da söz konusu edebiliriz.Dünyada tuttuğumuz yer itibariyle şiirin kazandırdığı;bir sahicilik,bir sarihlik,bir huzur ve sükunettir.Şiir bizim anlatamadığımızdır.Anlatamıyorsak şiire gideriz.Medeniyetin başımıza saldığı belaların bertaraf edilmesi için şiirin sükunetine sığınırız.Şiirin sesi kendi sesimiz olduktan sonradır ki en dipteyizdir artık.
 
     Şiir bir anlamda insanın kendiyle bir karşılaşma denemesidir.Kendini ciddi bir şekilde muhatap alan bir insan,şiiri de aynı ciddiyetle karşılayacaktır.Hayatımıza ne kadar önem verirsek şiire de o kadar önem veririz.Savruk bir üslup,yaşadığımız ,içinde yer aldığımız hayatın da aynı şekilde savruk ve karmaşık olduğunun göstergesidir.
 
      Sahip olduğumuz düşüncelerin sağlamlığının muhasebesini şiirde yapmayız.Zihniyetimizin bir ürünü değildir şiir.Bu bağlamda şiir ve düşünce arasındaki ilişkide mihenk taşı diyebileceğimiz nokta,‘çağdaş eleştirel güç’diye tanımlanan,yazdığımız şiiri sığlıktan,güdüklükten ve yüzeysellikten kurtaran,şiirin dirimsel-düşünsel atılımıdır ,diyebiliriz.

Bir Cevap Yazın