Şiirin Sahici Gündemine Dair Bir Kitap: Şiirimizde Milenyum Kuşağı

Şiirin Sahici Gündemine Dair Bir Kitap:
Şiirimizde Milenyum Kuşağı(*)

Utku Özmakas, 2000’li yıllar Türk Şiirinde değişim olgusunu çağa özgü göstergeler bağlamında dikkate alan, gerek kendi nesilleri gerekse evvelki nesillerle aralarındaki farklılıklarıyla dikkat çeken şairlere Milenyum Kuşağı adını veriyor. Kuşkusuz bir akımdan söz etmiyor yazar, edilemez de ama yine de en önemli niteliklerinin bireysellikleri olmasına karşın söz konusu çağımız şiirindeki farklılıkları tespite çalışıyor Şiirimizde Milenyum Kuşağı adlı kitabında. Eleştirinin çağına müdahale etmesi gerektiği görüşünden çıkış yapılıyor. Böylece çağının tanığı olmak klişesine karşı, çağının sorumluluğu altına girme cesareti gösterilmiş oluyor. 1975 yılında ve sonrasında doğan şairler çalışmaya dâhil edilmişler ki bugün için en yaşlısı 33 yaşında olmaktadır. Bu yaş sınırının da şiirsel verim açısından yeterli olduğu açıktır.

Günümüz şiiri ile ilgili eleştirilerle açılıyor konu. “Verili saygınlık kalıplarına uymaları beklenen” genç şaire yöneltilen -neredeyse her zaman söylenegelen, bir yerde zamanlar üstü sorulara dönüşen- eleştiriler bunlar: Toplumla ilişkinin zayıflığı, şiirin bir itiraf edebiyatına dönüştüğü, aşırı bireysellik, rastlantısallığın gereğinden fazla olması, anlamsızlık, anlaşma ve iletişim dünyasını sona erdirici semptomatik tutumlar… Özmakas, bu eleştirilerin vaktiyle İkinci Yeni şiiri için de ileri sürüldüğünü hatırlatıyor haklı olarak. Pek çoğunun bir iktidar arayışı sebebiyle ileri sürüldüğünü, gerçekte söz konusu olanın tam tersi olduğunu ikna edici bir üslupla ortaya koyuyor.

Şiir ortamını dizayn etme gücünü temsil eden Major İktidarlar ile günümüz olanaklarının geleneksel editörlük müessesesini yegâne belirleyen konumundan çıkarmasıyla ortaya çıkan Minör İktidarlar ile ilgili yazısı edebiyat sosyolojisi açısından oldukça önemli. Aslında yabancısı olmadığımız bu konuda Özmakas’ın Majör İktidarlarla ilgili ifade etmekten çekinmediği görüşleri kanımca: “Major iktidarlar” arasında en sessiz biçimde çöken Yavuz’un ürettiği şairlik nosyonu, kapitalist dünya düzeni içerisinde romantik bir özne olarak şair mitini doldurmanın dışında hiçbir biçimde gerçekliğe temas etmiyor”. “Major iktidarlar” arasında çöküşü en çok ses getiren isim ise Enis Batur’dur”. “Major iktidarlar” arasında provokatif söyleme en çok başvuran isim ise İsmet Özel’dir”…

Özmakas, Majör İktidarlar’ın güç kaybı, şiirsel kamplaşmalara ve bunun da deneysel şiirin yükselişine neden olduğu tespitinde bulunuyor. “İkinci Yeniden sonra Türk şiirinde ciddi bir hareketlenme olmayışının da etkisiyle hem ikinci yeniden farklılaşarak ayrışmak ancak ondan aldığı değişmez çekirdeği de korumak isteyen deneysel şiir, söz konusu majör iktidarların çekilişi ile açılan boşluğa oturmaya başladı. İkinci yeninin etkisini taşıyan hatta bağlama verdikleri önem açısından ikinci yeni şairlerinin ilk ciddi mirasçısı sayılabilecek bu şairler söz konusu kopuşu yaratmayı deniyorlar” diyen Özmakas, bu kopuşu da dille ilişkilendiriyor ancak deneysel şiir hakkında neredeyse hiçbir şey söylemiyor.

Dil, toplumsal bellek olarak konumlanmakta kitapta. Özellikle medya ve onun en önemli uzantısı reklâmlar yolu ile günümüz öznelerine “kesinlikli bir dil”in dayatıldığını”, “tümcede 80’li yıllarda başlayan “eylem”in kayboluşu 2000’li yıllarda kendini “özne”nin kayboluşuna bıraktı”ğını; yine “reklâmlarda duyulan “majo’lamak”, “skype’lamak” gibi sloganlar(la) dili(n) melezleştiril”diğini belirtiyor ki bunlar önemli tespitler. Yanı sıra “özel hayatın çökme noktasına geldiği bir çağda” yaşadığımızı hatırlatıyor yazar. “Medyadan her dakika aidiyet pompalanıyor”. “Çevresizleştirilmiş, çağın iletişim olanaklarının “şiddet”ine maruz kalmış bu kuşağın dil ile ilişkisinin “travmatik” olduğu belirtilmelidir. Çünkü sözlü kültürün günümüzdeki imajlaşma eğilimi, algı biçimlerinin zorunlulukla değişmesini getirmiştir”.

Milenyum kuşağı’nın farklarla büyüdüğüne inandığını ve “yaşamı yalnızca politik ve toplumsal olanla sınırlamayan, bir klozet markasını, bir şirketi, günümüzün en etkili reklâm tekniklerinden biri olan “spam”elmekleri şiire katıp onu eleştirebilen, topluma ve hayata bu çerçeveden de bakan bir şiir yazılıyor” cümlesi, kitabın poetik özeti niteliğinde. Serkan Işın, Efe Murad, Ömer Şisman, Ali Özgür Özkarcı, Mehmet Erte, Eren Safi, Mehmet Öztek ve Nilay Özer bu kuşağın lokomotifinde yer alan isimler.

Temmuz 2008’de yayımlanan Şiirimizde Milenyum Kuşağı, şiirin sahici gündemi bağlamında düşünülünce zorlama gündemlerden bıkmış okur için memnuniyetle karşılanmış olmalıdır. Kalıtsal tembelliğimize, yaz yılgınlığı ve şiir derebeylerinin olası müdahalelerinden önce hedef kitlesi tarafından önce anlaşılmalı, sonra eleştirilmeli ve en önemlisi de sözün her anlamında ucuzlatılmamalıdır. Özmakas, -yetersiz bulunsa bile- önemli bir işi başarmıştır zira.

(*) Şiirimizde Milenyum Kuşağı; Utku Özmakas; Pan Yayıncılık, Temmuz 2008, İstanbul.

Bir cevap yazın